13 Ağustos 2010 Cuma

Günceden Notlar

* dünyanın bütün düşünmeme suçlularına karşı açılan dava franz kafka'nın şatosunda görülecek .

* bizim mahallenin çocukları şiirleri unuttular.

* sabah güneşi ayazın koynunda sevişir.

* deniz ile gökyüzü arasında onyedi fark.

* fransa'da tiyatrolar , oyuncular ve tiyatro teknisyenleri tarafından işgal edildi.

* bop = pop = cop

* bahar geldiğinde topraktan evin damında yetiştirdiğimiz öyüklerimizi kuruttuk , kışın o soğuk akşamlarının yalnızlığında tüketmek için...

* asker duwar örer .

* simit , bir can simididir yaşam denizinin ortasında vapursuz kalanlara .

* yaşlılık .

* çökelekli yumurta .

* o çok güvendiği bisikletin kopan zincirlerinin yağını annesine götürdükten sonra , bisikleti tamir için uçurtma fabrikasına götürdü.

* çıkışsızlık - duvar -uyumak - uyuşmak

* ey işsiz ve yoksul türk gençliği .

konuşmaların kebap sosuna karıştığı bir sohbette , karşımdaki kadının bakışları ayranın içine düştü .sonra kolları , bütün bedeni beni bırakıp ayranla bir bütün oldu .ayran mayalandı yoğurt oldu . yoğurt , iskenderin küçüğüyle tanıştı . iskender şiire başladı .

* yumurtanın rejim değiştirdiği bir ülkede sucuklu yumurtanın neler yapabileceğini siz düşünün .

* istanbul şehir tiyatrolarında ne izlersen bir milyon lira.

* fotoğraf makinesi de tutuklanırsa .

* hastane önünde incir ağacı olmaktansa , gülhane'de ceviz ağacı olmak .

* serum yerine şiirden beslenen bir şairin ölümü .

* işçi sınıfı ve işçi problemleri .

* zonguldak'ta bir keman bastona düşer .

* her şehrin bir şairi vardır . şiirler şehirsiz de şiirsiz de yapamazlar . bütün şairler tek tek terkettiler şehirleri ve şehirler şehir olmaktan çıktı .

* ders arasında bir bardak felsefe çayı , ruşen amca duymasın , üç şekerli . yanına da susamlı bir kitap . dahası şairin şiirden vapuru . derken iki kıtanın yoksul boğazı . şişedeki balığın şiirden kaçan ama laz balıkçıdan kaçamayan balıkları . deniz trafiği .

* zaman , kapının arkasında bekler açılmasını düşlerinin . ama açılmaz . yine de bekler .



sonra zil üstüne düşer . hiç çalmadan ağlayan yüzüne yelkovanı sürer. akrep yüzünü okşar . zaman alır yüreğini kapının ardından . götürür bir şehirden bir başka şehre . ama aklı kapıdadır . kapı , bir kış vakti hiç açılmaması gereken bir zamanda mektuplarla açılır . mektuplarla gelir anahtarlar ...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder