13 Ağustos 2010 Cuma

Güne Başlarken

masamızda , beyaz peynir rakıya eşlik ederken ,haydari ile çok iyi bir ikili oluşturan öyküler ; sohbetimizin ve paylaştıklarımızın tanıkları olarak öylece karşımızdalar .karşımızda olan ve bütün bunlara tanık olan bir başkası daha var ; elinde sigarasıyla ,denizin ; asırlardır hiç susmadan söylediği ''rüzgar'' türküsünü dinleyen can yücel ...bir elinde kuşlarla paylaştığı rakısı , bir elinde de kalemi ...bir mektup yazıyor ..kime mi ? ..aziz dostu , aziz nesine !...



işte bu mektubu aynı rüzgar türküsüyle yollayacağız size ...



uzun süre önce ,büyük bir heyecanla yürümeye başladığımız , bu düşlerle kaplı yola ; kaldığımız yerden devam etmenin gururuyla , biraz da şişedeki balık dergimizin ilk sayısından bahsetmek istiyoruz ...



basın tarihinin ilk yıllarında kullanılan ve artık tamamen ortadan kalkmış yöntemlerle çıkarmış olduğumuz derginin ilk sayısı , mütevazi kimliğine rağmen zonguldakla birlikte türkiyenin birkaç şehrinde de okundu .

her şeyiyle amatör bir çalışmaydı fakat bize şu ana kadar yaşamadığımız birçok duygu yaşatmış ve sonbaharın kızıla kestiği günlerde ,sıcacık paylaşımların tohumlarını toprağa büyük bir coşkuyla ekmişti .

tohumların yeşermeye başladığı ; içinden geçmekte olduğumuz şu dönemde şu an okumakta olduğunuz ikinci sayıyı nihayet çıkardık ..



balıklar bu sayı için çoktan okyanuslara ulaştılar ...



bütün bunlara ek olarak ; savaşların bütünn acımasızlığıyla sürdüğü dünya coğrafyasında ölümlerin sıradanlaştığı bir yaşam sürdürürken böyle bir çalışmanın ortaya çıkmasının öneminin tartışmasız doğru olduğunu düşünüyoruz ...tartışılmaz olan bir başka şey de , halâ yapılacak olan şeylerin tükenmemiş olduğudur . tükenmeyen umutlarla bir kez daha ...



yaşama sevinciyle yanan bedenlerimizi ölümlere karşı siper ederken ,yaşanılacak bir dünyanın mümkün olduğu şiarıyla yola devam ediyoruz . gelinen bu yola , hep birlikte devam edelim...haydi!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder